Fen Bilimleri

 

Eray Bolukçu

Eray Bolukçu

Şekildeki düzenek bir jeneratör ve bu jeneratöre bağlı ampulden oluşmaktadır. Elektrik enerjisini hareket enerjisine dönüştüren hareket motorlarını tersten çevirirsek hareketi elektriğe dönüştürmüş oluruz. Bu sistem elektrik üretilen termik santral, hidroelektrik santral, doğal gaz santrali, jeotermal santrallerde vardır. Elimiz ile çevirdiğimiz bölüm santrallerde su, buhar gücü veya ısı enerjisi ile çevirilmektedir.

 

Pazar, 05 May 2013 14:59

Mikroskobik Canlıları Tanıyalım

Doğada gözle göremediğimiz canlılar vardır. Gözle görülemeyen ancak mikroskopla görülebilen canlılara mikroskobik canlılar denir. Yakın çevremizde okyanuslarda, ırmaklarda, toprakta, vücudumuzda hemen hemen her yerde mikroskobik canlılar vardır. Mikroskobik canlılar uygun sıcaklık ve besin bulunan her ortamda ürerler. Yararlı mikroskobik canlılar olduğu gibi zararlı olanlarda vardır.

 

1. Yararlı Mikroskobik Canlılar

Üzüm suyunun sirkeye dönüşmesini, sütten yoğurt oluşmasını sağlayan mikroskobik canlılardır. Doğada biriken bitki ve hayvan atıklarını mikroskobik canlılar ayrıştırır(çok küçük parçalara ayırır). Böylece bu atıkların toprağa karışmasını sağlar. Bu sayede hem artıklardan kurtuluruz hem de toprak daha verimli hale gelir. Kalın bağırsağımızda yaşayan bazı mikroskobik canlılar K vitamini sentezleyerek vücudumuza yarar sağlar.

 

 

2. Zararlı Mikroskobik Canlılar

Uzun süre açıkta bekletilen yiyeceklerimiz bozulur, sebze ve meyveler çürür, et kokar, süt ve yoğurt ekşir. Bütün bunlara mikroskobik canlılar sebep olur. Özellikli sıcak ve nemli ortamlarda yiyeceklerimiz kısa sürede bozulur. Bu nedenle gıdalarımızı uygun sıcaklıklarda korumalıyız. Bozulduğu fark edilmeyen gıdalar tüketildiğinde önemli hastalıklara ve zehirlenmelere neden olur.

Bazı mikroskobik canlılar sağlığımızı bozarak bizleri hasta eder. Mikroskobik canlıların oluşturduğu hastalıklara karşı aşı ile ya da antibiyotik kullanarak korunabiliriz. Bu hastalıkla genellikle bulaşıcıdır. Örneğin verem, tifo, difteri, zatürree, grip vb. mikroskobik canlıların sebep olduğu hastalıklardır. Bu hastalıklar içtiğimiz suyla havayla veya besinler aracılığıyla bulaşır. Bu hastalıklardan korunmak için kişisel temizliğimize, meyve ve sebzelerimizin taze ve temiz olmasına dikkat etmeliyiz.

Dişlerimizin çürümesine bazı mikroskobik canlılar sebep olur. Bu nedenle dişlerimizi günde en az iki kez fırçalamalıyız.

Fransız bilim insanı Louis Pasteur mikroskobik canlılarla ilgili yaptığı çalışmalar sonucunda Şarbon ve kuduz aşısını bulmuştur.

Besinleri Saklamak İçin Kullanılan Yöntemler

Besinlerimizi daha uzun süre korumak ve saklamak için bazı yöntemler uygulanır. Bu sayede bu besinlerdeki mikroskobik canlıların üreyip gelişmesini engellemiş oluruz. Besinleri saklamak için aşağıdaki yöntemler kullanılmaktadır:

  • Kurutma ve tuzlama(salamura)...
  • Konserve yapmak.
  • Derin dondurucuda bekletmek.
  • Vakumlamak.
  • Pastörize etmek(sütün sıcaklığı çok hızlı bir şekilde arttırılıp çok hızlı bir şekilde azaltılarak şoklama yöntemiyle mikroskobik canlılar öldürülür).

 

Pazar, 05 May 2013 12:51

Mantarları Tanıyalım

 Mantarlar

Mantarlar görünüş olarak bitkilere benzemesine rağmen, bitki değildir. Mantarların yapısında çiçekli bitkilerde olduğu gibi kök, gövde ve yaprak bulunmaz. Bu nedenle bitkiler gibi fotosentez yapamazlar. Mantarlar besinlerini fotosentez ile üretemediği için dışarıdan hazır olarak alırlar. Bitki hayvan atıkları ile cansız varlıklar üzerindeki besinleri alarak yaşarlar. Mantarlar nemli ortamlarda yaşar ve besin bulduğunda hızla ürer. Mantarların çok çeşidi vardır. Başlıca türleri dört grupta incelenir.

1. Şapkalı Mantarlar

Çevremizde özellikle ormanlık alanlarda, bahçelerde, çayırlarda, tarlalarda sıkça gördüğümüz mantarlardır. Şapkaya benzeyen renkli başlıkları olduğundan bu tür mantarlara şapkalı mantarlar denir. Toprakta veya ağaç kabuklarında yaşarlar. Bu mantarların çoğu zehirlidir. Bu yüzden besin maddesi olarak tüketilmesi uygun değildir. Ancak insanlar tarafından besin olarak tüketilmek üzere yetiştirilen proteince zengin kültür mantarları da vardır. Şapkalı mantarların zehirli ve zehirsiz türlerini birbirinden ayırmak oldukça güçtür. Bu nedenle doğada kendiliğinden yetişen mantarlar kesinlikle yenmemelidir.

 

2. Maya Mantarları

Bu mantar türü gözle görülmeyecek kadar küçüktür. Bu mantarlardan üretilen mayalar hamurun kabarmasında, sütten peynir yapılmasında rol oynar. Yediğimiz ekmeğin içindeki baloncuklar ekmeği kabartan ve maya mantarları tarafından üretilen karbondioksit gazıdır. Piyasada kurutulmuş ve paketlenmiş halde satılan maya mantarları ıslatıldığında canlılık özelliği göstermeye başlar ve hızla çoğalırlar.

 

 

3. Küf Mantarı

Uzun süre açıkta bırakılan yiyeceklerin üzerinde oluşurlar. Küf mantarları besinlerin çürüyüp bozulmasına neden olur. Bu tür yiyecekleri yemek sağlığımıza zarar verir ve zehirlenmelere neden olur. Küf mantarları yiyeceklerin üzerinde gri, yeşil veya mavi renkte bir örtü oluşturur. Mantarların zararlı olanlarının yanı sıra yararlı olanları da vardır. Bilim insanları peynir küfünden penisilin denilen bir madde üretmiştir. Antibiyotikler penisilyum adı verilen bir küf mantarından yapılmıştır. Penisilini Alexander Fleming bulmuştur.

4. Hastalık Yapan Mantarlar

Hastalık yapan mantarlar da gözle görülmeyecek kadar küçüktür. İnsanlarda bitki ve hayvanlarda çeşitli hastalıklara neden olurlar. Genellikle saç ve deri hastalığı yaparlar. Saçların dökülmesine neden olan saçkıran, bebeklerin ağzında oluşan pamukçuk, el, ayak ve tırnaklarda oluşan pek çok deri hastalığı mantarların sebep olduğu hastalıklardır. Mantarların sebep olduğu hastalıklar bulaşıcıdır. Bu nedenle başkalarına ait terlik, giysi vb. eşyaları kullanmamalıyız. 

Cumartesi, 04 May 2013 19:50

Omurgasız Hayvanları Tanıyalım

Omurgasız hayvanların kemik ve kıkırdaktan yapılmış bir iskeletleri yoktur.

1. Suda Yaşayan Omurgasızlar

Ahtapot, yengeç, midye, denizanası, denizkestanesi, sünger vb. suda yaşayan omurgasızlardır. Suda yaşayan omurgasızlar deri ve solungaç solunumu yapar.

2. Karada Yaşayan Omurgasızlar

Karınca, hamam böceği, sinek, uğur böceği, arı, kelebek gibi omurgasızların eklemli ayakları vardır. Bunlar sayesinde hareket ederler. Bu hayvanların vücutları sert bir örtü ile kaplıdır.

Solucan gibi omurgasızların ayakları yoktur. Solucanlar vücutlarını kasıp gevşeterek hareket ederler. Vücutları yumuşaktır ve kabukları yoktur. Genellikle toprak altında, nemli ve karanlık ortamlarda yaşarlar.